2015 FAALÄ°YET PROGRAMI
2013 YILIN ENLERÄ°
LÄ°SANS Ä°ÅžLEMLERÄ°NDE

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

SPOR FÄ°ZYOLOJÄ°SÄ°

SPOR FÄ°ZYOLOJÄ°SÄ°
TEMEL FÄ°ZYOLOJÄ°K KAVRAMLAR
29.11.2010 / 10:38


TEMEL FÄ°ZYOLOJÄ°K KAVRAMLAR



 



Maksimal oksijen tüketimi (VO2max). Giderek artan aerobik bir kas egzersizi esnasında, kullanılan maksimal oksijen miktarıdır. Maksimal aerobik güç ya da maksimal aerobik metabolizma olarak da tanımlanır. Ölçüm, genellikle, ml/kg/dakika (vücut ağırlığının kilogramı başına dakikadaki mililitre oksijen miktarı) ya da dış güce karşı yapılan egzersizlerde L/dakika (dakikada kullanılan oksijenin litre olarak miktarı) olarak deÄŸerlendirilir.

Üst düzey bir max.VO2;




  • Yüksek ÅŸiddet ve uzun süreli egzersizleri desteklemeye,


  • YoÄŸun bir egzersizden sonra çabuk toparlanmaya,


  • Aşırı yorgunluk göstermeksizin daha aktif olmaya,


  • Önemli antrenman yüklerini desteklemeye,


  • Uzun süreli yarışmalarda daha baÅŸarılı olmaya olanak saÄŸlar.


  • VO2max, büyüme ile kızlarda 14-15 yaÅŸa kadar, erkeklerde 18-20 yaÅŸa kadar artış gösterir. Büyümeye baÄŸlı olan bu artış, özellikle düzenli, yoÄŸun ve uzun süreli çalışmalar ile önemli derecede geliÅŸtirilebilir.

    VO2max, ortalama olarak erkek çocuklarda kızlara oranla daha yüksektir, yetiÅŸkin yaÅŸtan itibaren yaÅŸ ile azalır. Sedanterlerde (DuraÄŸan yaÅŸayanlarda) bu azalış hızlı olur.

    Aerobik (aerobi-aerob). Serbest oksijenin varlığında oluÅŸan organik süreçleri tanımlar. Bu süreçte, oksijen, su oluÅŸturmak için canlı hücrede okside edilen ve besinlerde bulunan organik moleküllerin hidrojeni ile birleÅŸir. Bu, suyun oluÅŸumu ile sentezlenen enerjinin bir miktarı ısıya dönüÅŸür, diÄŸer kısmı hücrelerde birikir. Bu süreç esnasında serbestlenen oksijen miktarı kiÅŸinin aerobik kapasitesine göredir.

    Aerobik Güç. Maksimal aerobik güç, VO2max’ın %100’ündeki bir efora denk gelen güçtür. Watts olarak ölçülür. Enerji aerobik anaerobik süreçlerden kaynaklanır. Bu durumda egzersizin süresi, asidoz ve glikojen oranının düÅŸmesi sonucu, sınırlıdır.

    Maksimal Aerobik Hız (MAH). Sporcunun maksimal aerobik güçte ya da VO2max’ın %100’ünde ürettiÄŸi hareket süratidir. Ölçüm km/saniye olarak yapılır. VO2max’ı bilmekten çok fizyolojik geliÅŸimi daha fazla kolaylaÅŸtıran, koÅŸu hızlarının dozajını ayarlamak için zorunlu olan, maksimal aerobik hızı bilmek daha önemlidir.

    Aerobik Kapasite. Bireyin soluduÄŸu havadan alabildiÄŸi ve dokulara doÄŸru taşıyabildiÄŸi maksimal oksijen miktarıdır. Aerobik kapasite ya L/dakika (birim zamandaki oksijen hacmi) ya da ml/kg/dak (birim zamanda, birim vücut ağırlığına oksijen hacmi) olarak açıklanır.

    Aerobik Dayanıklılık. VO2max’ın olası en yüksek bir yüzdesini uyaran bir eforun desteklenebildiÄŸi “süre” dir. DiÄŸer bir deyiÅŸle, maksimal aerobik gücün yüksek bir yüzdesini uzun süre sürdürebilme kapasitesidir. ÖrneÄŸin, maksimal aerobik hızın %90’ nına denk gelen bir hızı sabit olarak sürdürmek ve bu hızda koÅŸulan mesafeyi ya da süreyi ölçmek.

    Anaerobik (anaerobi-anaerob). Serbest oksijenin ya da solunum ile alınan oksijenin yokluÄŸunda cereyan eden organik süreçleri tanımlar. Bu tür çalışma ÅŸiddetinde organizma, oksijen alımı ve enerji ihtiyaçları arasındaki metabolik dengeyi saÄŸlayamaz.

    Bu süreçte enerji;




  • Ya adenozin trifosfatın (ATP) ve kreatin fosfatın (CP) parçalanması ile,


  • Ya da karbonhidratların (glikoz-glikojen) laktik aside parçalanması ile elde edilir.



Anaerobik süreçlerde organizma, çalışma esnasında oluÅŸan toplam laktik asidin eleminasyonuna eÅŸit bir oksijen borcu oluÅŸturur.



Anaerobik Dayanıklılık. Anaerobik ortamda gerçekleÅŸtirilen fiziki çalışma dayanıklılığıdır; bireyin olası en büyük oksijen borcunu oluÅŸturma yeteneÄŸine baÄŸlıdır.

Laktik Asit (LA). Laktik asit nedir? Her insanın vücudunda oluÅŸan tabii bir organik bileÅŸiktir, kas, kan ve vücudun deÄŸiÅŸik organlarında bulunur. Laktat ile aynı anlamda kullanılır, laktat, laktik asidin sodyum (Na), potasyum (K) tuzudur.

Laktik asit nereden gelir? Laktik asidin temel kaynağı, glikojen olarak adlandırılan, karbonhidratın yıkımı sonucu oluÅŸan bir yan üründür. Anaerobik glikoliz sonucu pirüvat üretildiÄŸi zaman kas hücresi onu aerobik olarak enerji üretimine katmayı dener. Åžayet, kas hücresi üretilen tüm pirüvatı kullanma kapasitesine (aerobik olarak) sahip deÄŸilse, pirüvat laktata dönüÅŸür.

Aerobik EÅŸik. Nispeten zor bir aerobik çalışma esnasında kanda yaklaşık 2 mmol/L laktatın üretildiÄŸi düzeydir. Antrenmanın tekrarı olduÄŸu durumlar hariç, bu eÅŸiÄŸin altındaki uyarılar yetersizdir. Üst düzey dayanıklılık sporcusunda VO2max’ın yaklaşık %70’ine, yaklaşık 140 nabız/dakikaya, duraÄŸan bireylerde VO2max’ın yaklaşık %60’ına, 130 nabız/dakikaya denk gelir.

Anaerobik EÅŸik. Kas çalışması esnasında oksijen ihtiyacının yeterince karşılanamadığı, aerobik süreçlerin ötesindeki çalışma ÅŸiddeti ya da sürekli bir anaerobik çalışmadaki kabul edilir asidoz sınırıdır (kanda 4 mmol/L/laktat). Bu eÅŸikten öteye interval çalışmalar devreye girer. Üst düzey dayanıklılık sporcusunda VO2max’ın %80-85’ine yaklaşık 170/175 nabız/dakikaya denk gelir.

Çalışma Yükü. Antrenman çerçevesinde organizmaya dayatılan iÅŸ miktarıdır.



Yük;




  • Ya çalışma birimi (kilogram ya da watt)


  • Ya da çalışmaya baÄŸlı direkt fizyolojik parametrelere göre (kalp atım hızı, solunum debisi, oksijen tüketimi vb.) açıklanır.



Yük çalışma kapasitesini artırır. Onun antrenman deÄŸerlerini korumak, "alışma" fenomenini önlemek için, düzenli olarak yüklenmenin hacmini ve ÅŸiddetini artırmak gerekir. Antrenmanın etkinliÄŸi, temel olarak, onun uygulama biçimlerine, dengesine ve yükün mantıki hesaplanmasına dayanır.



Optimal Yük. Antrenman programının belirli bir anında beklenilen etkiye uyumlu çalışma yüküdür. Optimal yük alışkanlık düzeyini aÅŸmak ve sürantrenman riski olmadan kiÅŸinin performans düzeyini iyileÅŸtirmek için gerekli olan çalışma miktarıdır.



METABOLÄ°ZMA VE ENERJÄ°



METABOLÄ°ZMA



Metabolizma kavramı genel olarak ÅŸu üç farklı olayı kapsar;




  • Vücut içi ve vücut dışı kaynaklardan enerji üretimi,


  • Fonksiyonel ve yapısal doku bileÅŸenlerinin sentezi,


  • OluÅŸan metabolik atık maddenin uzaklaÅŸtırılması.



Bu durumda organizmadaki madde ve enerji dönüÅŸümlerinin tümünün metabolizma kapsamına girdiÄŸini söyleyebiliriz. Metabolizma iki alt birimden meydana gelir; anabolizma ve katabolizma.

Anabolizma. Küçük moleküllerden büyük moleküllerin sentezi ve enerji depolanmasıdır (protein, yaÄŸ, karbonhidrat ÅŸeklinde).



Katabolizma. Büyük moleküllerin (karbonhidrat, yaÄŸ, protein) küçük moleküllere dönüÅŸmesi ve bu esnada enerji üretimidir.

Kalori. Birim zamanda organizmadan ısı şeklinde serbestlenen enerji birimidir.

1 cal:, 1 gr suyun sıcaklığını bir derece yükseltmek için gereken ısı

1 Cal: 1000 cal (Cal= Kal=kilo kalori) = 1 kg suyun ısısını bir derece yükseltmek için gereken ısı miktarıdır.

1 kilo kalori = 4184 joule



Tüm besinlerin enerji deÄŸeri eÅŸit deÄŸildir. Bir gram için;



 



     Karbonhidratlar 4 kalori,




  • Proteinler 4 kalori


  • YaÄŸlar 9 kalori


  • enerji verirler.



    YaÄŸlı maddeleri tüketmek en iyi seçim görünse de hiç bir ÅŸey gerçekten daha farklı olamaz. Gerçektende profesyonel sporcular özellikle yarışma öncesi yaÄŸlı besinlerin tüketimini en aza indirirler.



ENERJÄ° ÜRETÄ°MÄ°



Kaslar kimyasal enerjiyi mekanik enerjiye çevirirler. Kas enerjisinin kaynağı organik fosfat (PO4) bileÅŸikleri olan ATP (Adenozin tri fosfat) ve CP'dir (Kreatin fosfat).

Organizmanın en önemli enerji kaynağı ATP ÅŸeklinde depolanan yüksek enerjili fosfat (PO4) baÄŸlarından oluÅŸan kimyasal bileÅŸiktir.

ATP organizmanın enerji bataryasıdır, adenozin ve 3 fosfat bağından oluÅŸur; adenozin – PO3 ~ PO3 ~ PO3, “ ~ “ yüksek enerjili fosfat baÄŸlarının sembolüdür. Bu yüksek enerjili baÄŸlarını her birinin ayrılmasıyla fizyolojik koÅŸullarda 12.000 kal/mol (= 12 kkal)



Kas aktivitesi veya genel vücut dokularının aktivitesi için gereken enerji 2 ana metabolik yol ile temin edilir.



Anaerobik sistem (yol)




  • Aerobik sistem (yol)


  • Anaerobik Sistem. Anaerobik deyimi enerji üretiminde oksijenin olaya karışmadığını ya da çok az karıştığını belirtir. Bu sistemde enerji iki ÅŸekilde elde edilir. Alaktik Anaerobik Sistem (Fosfojen Sistem/ Acil enerji sistemi / ATP-CP sistemi). Terim, anaerobik ortamda elde edilen enerji esnasında yan ürün olarak laktik asidin oluÅŸmadığını açıklar. Enerji, kaslarda hazır olarak bulunan ATP' den elde edilir. Tükenen ATP'yi, CP bir fosfatını vererek yeniler.




  • Hücrede fazla ATP sentezlenince bunun büyük kısmı CP’ye dönüÅŸtürülerek depolanır. ATP tükendiÄŸi anda bu depo kullanılır.


  • CP + ADP ATP + C, ÅŸeklinde iki yönlü iliÅŸki; konsantrasyona göre sürekli iki yönlü çalışır.


  • CP’den enerji transferinin önemli tarafı, bu olayın saniyenin küçük bir bölümünde gerçekleÅŸmesidir. Bu olay özellikle ani bir kas kasılması saÄŸlar. ATP ile beraber bu sisteme fosfojen sistem denir ve her ikisi toplam 8 – 10 saniye maksimal kas gücü saÄŸlar.


  • Laktik Anaerobik Sistem. Terim, anaerobik ortamda elde edilen enerji esnasında yan ürün olarak laktik asitin oluÅŸduÄŸunu açıklar. Karbonhidratların bir özelliÄŸi O2 siz ortamda da enerji için kullanılabilmeleridir. Bu sistemde glikoz veya glikojenin glikolitik yol ile yıkımı olur. (hızı:2,5mol/dk)



Glikoz + 2ATP (önce pürivat, sonra laktat oluÅŸur) = 2 Laktik Asit + 4 ATP, net kazanç 2 ATP




  • Glikojen + 1 ATP, 2 Laktik Asit + 4 ATP, net kazanç 3 ATP


  • Glikozdan ATP üretiminin farkı; hücreye giren serbest glikozun parçalanmadan önce 1 mol ATP ile fosforilasyonudur (+ 1 ATP’de yıkım için kullanılır, tüketim=2 ATP).


  • Oysa glikojendeki glikoz zaten fosforiledir. Bu durumda hücredeki anaerobik koÅŸullar için en önemli kaynak depo glikojendir.



Aerobik Sistem. Besin maddelerinin mitokondrilerde oksidasyonu ile ATP sentezidir. Glikoz, yaÄŸ asitleri, aminoasitler, oksijen ile birleÅŸerek AMP (Adenozin mono fosfat) ve ADP (adenozin di fosfat)’nin ATP’ye çevrilmesinde tüketilecek büyük miktarlardaki enerjiyi serbestleÅŸtirirler. Depo glikojen tükenince yerine plazmadan glikoz alımı ile enerji saÄŸlanır.

Glikoz önce pirüvik aside dönüÅŸür. Ortamda yeterli oksijen varlığında pirüvik asit Krebs siklusuna girerek bir glikozdan 40 mol ATP üretilir (2 ATP kullanılır net kazanç 38 ATP’dir). Besinler ve oksijen olduÄŸu sürece bu üretim sınırsızdır (O2 yetersiz ise pirüvat laktata dönüÅŸür; anaerobik sistem).

Karbonhidratların enerji için yetersiz olduÄŸu veya kullanılmadığı koÅŸullarda yaÄŸ asitleri, tepkimeler sonucu mitokondrilerde karbondioksit ve suya indirgenir. YaÄŸ asitleri oksidasyonu, serbest yaÄŸ asitlerinin kandan hücrelere alınmasıyla baÅŸlar. Mitokondride beta oksidasyon ile yaÄŸ asitleri asetil Co-A’ya yıkılır. Asetil CoA Krebss siklusuna girerek okside edilir. OluÅŸan ATP miktarı yaÄŸ asit zincirinin uzunluÄŸuna baÄŸlıdır (ÖrneÄŸin, 457 mol ATP elde edilebilir).

YaÄŸ asitleri biter veya yetersiz olursa artık vücudun depo proteinleri yıkılır ve enerji elde edilir. Sonuçta üre meydana gelir, normal ÅŸartlar altında günlük fizyolojik bir protein yıkımı ve üre oluÅŸumu vardır.

Glikoliz. Glikozun pirüvik aside dönüÅŸüm sürecidir. Bu süreç, hücrede bir çok safhada tamamlanır, yüksek enerji (ATP) oluÅŸumu için her reaksiyon özel bir enzim tarafından katalizlenir. Bu süreç ya glikojenin parçalanması ile oluÅŸan glikozu ya da kanda normal olarak bulunan glikozu kullanır. Aerobik glikolizde pirüvik asit su ve karbondioksite indirgenir, Anaerobik glikoliz sonucu laktik asit oluÅŸur.

Oksijen Açığı. Egzersizin baÅŸlangıcında (egzersiz ÅŸiddetine göre) organizmaya giren oksijen, ihtiyacın altındadır. Bu anda geçici bir oksijen açığı vardır. Bu geçiÅŸ döneminde kaslar aerobik metabolizma tarafından üretilenin üzerinde bir enerji miktarını harcar. Bu oksijen açığı kas seviyesinde gaz deÄŸiÅŸim sisteminin uyumunun durgunluÄŸundan doÄŸar. Daha sonra, belli bir düzeyde organizma oksijen alımı ihtiyacını karşılar ve denge kurulur (steady-state). Egzersizin baÅŸlangıcındaki bu O2 eksikliÄŸine “oksijen açığı” denir.

Oksijen borcu, toparlanma döneminde normal dinlenme dönemine göre tüketilen aşırı oksijen miktarı olarak tanımlanır. Aerobik çalışmalarda oksijen açığı yoktur ya da çok azdır (% 5).

Depo Oksijen. Vücutta depo oksijen; 0.5 litre akciÄŸerlerdeki havada, 0.25 litre vücut sıvılarında erimiÅŸ olarak, 1 litre hemoglobin ile birleÅŸmiÅŸ olarak, 0.3 litre miyoglobinde bulunur (toplam; 2 litre).

Özellikle akut hipoksilerde hemoglobindeki mevcut depo oksijen ancak 1-2 dakika yeter, bu süre dışında ek enerji kaynağı gerekir. Anaerobik glikoliz ile de birkaç dakikalık ek enerji saÄŸlanır. Bu sırada glikoz pirüvat (oksijen varlığında kas glikojeni fazla laktata çevrilmiyor, bir kısmı Krebs siklusuna girer; aerobik glikoliz), sonra laktata çevrilir; laktat hücre dışına difüze olur.Bu durum yani hipoksi maksimal kas kasılmasının ilk dakikalarında ortaya çıkar.

Kasta depo glikojen (ilk 10 saniyede fosfojen sistem yeterli ) 10 saniye sonra devreye girer; 1-2 dakikalık kısa süreli ağır aktiviteler için depolar kullanılır (anaerobik glikoliz). Glikojen tükenince ağır aktivite sonlanır ve artık aerobik sistem (bu sistem anaerobikten daha yavaÅŸ enerji üretir). Anaerobik glikoliz, aerobik glikolizden 2,5-3 kat daha hızlı çalışır. Aerobik sistem, daha yavaÅŸ enerji üretir fakat kalıcıdır. Fosfojen sistemin enerji üretim hızı ise anaerobik sistemin yaklaşık 2 katıdır.

Ağır egzersizde glikojen deposu azalırken laktik asit konsantrasyonu artar. Egzersiz sonrası normal oksijen saÄŸlanarak biriken laktik asit, tekrar glikoza çevrilir (çoÄŸu karaciÄŸerde). Bir kısmı da (1/5) pirüvik aside çevrilerek Krebs döngüsüne girir, enerji üretiminde kullanılır.



KAS FÄ°ZYOLOJÄ°SÄ°



 



Yer çekimi kuvvetine karşı vücudun hareketi ve postürün korunması, yemek yeme ve kalp atım hızı gibi eylemlerde üç tip kas iÅŸlev görür; iskelet kası, düz kas ve kalp kası. Düz kaslar, bilincin kontrolü altında deÄŸildir, dolayısıyla istem dışı çalışırlar. Kan damarları duvarlarında bulunan düz kaslar kasılarak ya da gevÅŸeyerek kan akımını ayarlar. Ä°ç organlarda bulunan düz kaslar, aynı eylemler ile yemeÄŸin sindirim borusunda ilerlemesine, idrar çıkarılmasına ve bebeÄŸin doÄŸumuna yardımcı olurlar.



Kas Tipleri



Kalp kası yalnızca kalpte bulunur. Bazı özellikleri ile iskelet kasına benzer, fakat bilincin kontrolü altında deÄŸildir. Özel uyarı sistemi sayesinde kendi kasılma ritmini düzenlerler.



Ä°skelet kası. Ä°stemli olarak kasılırlar. Ancak refleks hareketlerinde istemsiz kasılma gösterirler. Hormonlar tarafından kontrol edilmezler.



Düz kas. Vücut ağırlığının yaklaşık %5'ini oluÅŸtururlar. Kemik yapıya baÄŸlanmazlar. Ä°steÄŸimiz dışında çalışırlar; daha çok içi boÅŸ yapıların duvarlarında bulunurlar. Mikroskop altında çizgisiz ya da düz olarak görünürler, hormonlar tarafından kontrol edilirler.



Kalp kası. Histolojik olarak çizgili kasa benzer, fakat sinirlerini otonom sistemden alır. Genellikle dallanmışlardır ve bu dallar aracılığı ile birbirlerine yapışırlar. Bundan dolayı bütün kalbi oluÅŸturan kas lifleri bir tek kas gibi davranır. Otonomik ritmisiteye sahiptir. Ä°skelet kası özelliklerini taşır. Ä°stem dışı çalışırlar, hormonlar tarafından kontrol edilir.



Kas Lifleri



Kasların farklı lifleri içerdiÄŸini bilmekteyiz; yavaÅŸ fibriller (ST-tonik) ya da tip I, aerobik olarak iÅŸlev görürler; zayıf ATP kullanma yeteneÄŸine, düÅŸük kasılma hızına, yüksek dayanıklılık yeteneÄŸine sahiptirler.

Genel özellikleri;




  • Aktivasyon eÅŸikleri düÅŸüktür.


  • Glikojen (temel yakıt maddesi) den ve mitokondriden zengindirler, nispeten, yavaÅŸ iletici motor nöronlar ile inerve edilirler, fakat impulsların geçiÅŸi süreklidir.


  • GeliÅŸmiÅŸ oksidatif metabolizmaya sahiptirler


  • Glikojen ve trigliseriden zengindirler


  • Miyoglobinden zengin olduklarından, kırmızı görünürler


  • Daha fazla O2 saÄŸlamak için daha geliÅŸmiÅŸ kan damar sistemi ve kapillere sahiptirler.



Hızlı fibriller (FT-fazik) ya da tip II; yüksek düzeyde ATP kullanma yeteneÄŸine, yüksek kasılma hızına, düÅŸük dayanıklılık yeteneÄŸine sahiptirler.

Genel özellikleri;




  • Tip I'den daha fazla glikojen içerirler, fakat trigliseridden yoksundurlar.


  • Glikolitik metabolizmaları (glikolitik enzimleri fazladır) üstündür.


  • Kan kapilleri az geliÅŸmiÅŸtir, mitokondri bakımından tip I'e göre az zengindir, fakat miyozin ATPase ve fosforilaz enzimleri yüksektir.


  • Tip II fibrilleri motor üniteler büyük çaplı motor nöron ve çok sayıda kas fibrilleri ile düzenlenmiÅŸtir. Daha fazla kuvvet üretirler.


  • Gittikçe artan ÅŸiddetteki kasılmalar esnasında olaya katılmaları tip I'den daha hızlıdır.


  • Aktive edildikleri zaman yüksek tansiyona hızlı cevap verirler fakat çabuk yorulurlar. Yalnızca hızlı konsantrasyonlarda aktive olurlar. Böylece tip II fibrilleri yoÄŸun ve kısa süreli egzersizlere özellikle uyum saÄŸlarlar (atlama-sürat koÅŸusu).



Hızlı fibriller iki kategoriye ayrılır;




  • Tip II a; aerobik - anaerobik olarak iÅŸlev görürler


  • Tip II b; yalnızca anaerobik olarak iÅŸlev görürler



Kas Kasılmaları



Kaslar izometrik (statik) ve dinamik olarak kasılırlar. Ä°zometrik kasılmalarda kasın boyu deÄŸiÅŸmez fakat tonusu (gerimi) artar, kemik bölümde hareket yoktur.

Dinamik kasılma iki şekilde olur;




  • Konsantrik kasılma; kasın tonusu (gerimi) aynı kalırken boyu kısalır (bir ağırlığın yerden kaldırılması). Bu tür kasılmada pozitif mekanik bir iÅŸ yapılır.


  • Eksantrik kasılma; kasın tonusu, gerimi artarken boyu uzar; merdiven inme, bir ağırlığı kol ile indirme


  • Ä°zokinetik kasılma; hareket hızının sabit tutulduÄŸu maksimal bir kasılma ÅŸeklidir. Ä°zokinetik kasılmalar için sürati kontrol eden özel bir aparey gereklidir. Kas kuvvetini ve dayanıklılığını geliÅŸtirmede yararlı bir yöntemdir.



Kasılma Türleri



YürüyüÅŸ, koÅŸu, atlama gibi birçok aktivite esnasında düzgün bir hareketin oluÅŸması için kaslar 2 tip kasılma gösterirler; (1) statik (izometrik) kasılma, (2) dinamik (anizometrik) kasılma. Ä°zometrik ya da statik terimler kas lifi boyunda deÄŸiÅŸiklik gözlenmediÄŸini tanımlar. Dinamik kas kasılması iskelet sisteminde hareket oluÅŸturur.



Ä°zometrik kasılma. Kas kasılır fakat hareket oluÅŸmaz. Kuvvet üretilir fakat kasın boyu deÄŸiÅŸmez (statik). Eklem açısında deÄŸiÅŸiklik olmaz. Miyozin çapraz köprüleri kuvvet üretirler fakat dış kuvvet daha büyük olduÄŸu için kas tarafından yenilemez. ÖrneÄŸin, kaslarımızın üretebileceÄŸi kuvvetten ağır bir kuvveti kaldırmaya çalıştığımızda, ya da dirsek fleksiyonunda bir ağırlığı statik olarak tutmaya çalıştığımızda bu kasılma türü meydana gelir.



Dinamik kasılma. Dinamik kasılma, konsantrik ve eksantrik kasilmalan icerir.



Konsantrik kasılma. Kasın temel aktivasyonu olan "kasılma" konsantrik kasılmadır. Kasılma, hatırlanacağı gibi aktin-miyozin flamentlerinin birbiri üzerinde kaymasıdır. Bu durumda kası tutunma bölgeleri birbirine yaklaşır, aktin flamentleri sarkomer merkezine doÄŸru çekilir.

ÖrneÄŸin, izometrik kasılmada yeterli motor ünite olaya katılarak yeterli kuvveti üretebilirse direnç yenilir, izometrik kasılma dinamik kasılma ÅŸekline dönüÅŸür.



Eksantrik kasılma. Dış direnç kas kuvvetini aÅŸtığında ortaya çıkar, kas gerim üretirken boyu uzar. Ağırlık yer çekimi kuvvetine karşı yavaÅŸça düÅŸürülür. Bu durumda kasın tutunma bölgeleri birbirinden uzaklaşır, aktin flamentleri sarkomer merkezinden uzaklaşır.

Konsantrik ve eksantrik kasılmaların birlikte uygulanması, kasın boyutunu ve kuvvetini geliÅŸtirerek direnç antrenmanının etkinliÄŸini artırır. Ä°zotonik terimi, konsantrik ve eksantrik kasılmaları içeren kas eylemlerini tanımlar.



DiÄŸer Kasılma Türleri



Ä°zokinetik Kasılma. Sportif performansta uygulanan yeni bir kasılma ÅŸeklidir. Hareket hızının sabit tutulduÄŸu maksimal kasılmadır. Örnek olarak serbest stil yüzmede kol kulaclan gbsterilebilir. Ä°zokinetik kasılmada bütün hareket boyunca maksimal gerilim sabit bir ÅŸekilde devam ettirilir. Konsantrik kasılmada böyle bir durum yoktur, hareket nispeten yavaÅŸtır. Ä°zokinetik kasılmada hareket hızını kontrol için özel bir cihaz gerekir. Pratik olarak izokinetik çalışmalar kas kuvvetini ve dayanıklılığını geliÅŸtirmede etkili bir yöntemdir.

Pliometrik Kasılma. Her iki tip kasılmanın kombinasyonudur; konsantrik bir kasılmayı takiben eksantrik bir kasılma gelir (sıçrama).



Kas Kuvveti



Kuvvet, bir kas ya da kas gurubunun bir direnci yenmek için üretebildiÄŸi maksimal gerimdir. Bireyin 1 tekrarda kaldırabildiÄŸi ağırlık miktarıdır (maksimum 1 tekrar olarak da tanımlanır). Kuvvet, kasın bir tek özelliÄŸi deÄŸildir. Daha doÄŸrusu o motor sistemin bir özelliÄŸidir. Bir kasın kuvvetini kasın büyüklüÄŸü belirler, ancak kuvvet kazanmada motor ünite (MÜ) aktivasyonu oldukça önemlidir. Aktive edilen MÜ tipi, aktive edilen MÜ sayısı, kasın boyu, eklem açısı, kasın hareket hızı gibi bileÅŸenler kuvvet oluÅŸumunu etkiler.

Maksimum kasılma kuvveti kasın enine kesitinin cm2’ si başına 3-4 kg kadardır. Egzersizle belirli bir antrenman programı uygulayarak kas hipertrofisi saÄŸlayan sporcular kas gücünü de artırırlar. Kasları gergin tutan kuvvet kasılma kuvvetinden yaklaşık %40 daha büyüktür. Yani, eÄŸer kas kasılma durumunda iken kas dışında bir güç onu germeye çalışırsa, atlamadan sonra ayağın topraÄŸa çarpması gibi, bu durumda kasa, kasılma kuvvetinden %40 daha fazla kuvvet uygulanmış olur. Böylece patella tendonuna 800 kg civarında bir kuvvet uygulanır. Bu kuvvet doÄŸal olarak tendon, eklem ve ligamentlerde karmaşık problemler oluÅŸturur. Kasın kendisinde de iç yırtılmalara neden olur. Gerçektende maksimal kısalmış bir kasın gerilmesi kasta ileri derecede aÄŸrılı bir durum yaratmak için en uygun bir yoldur.



Kas Gücü



Güç, hareket hızının ve kuvvetin iÅŸlevsel uygulaması, diÄŸer bir anlatımla kuvvetin patlayıcı görüntüsüdür. Güç=(kuvvet x yol)/zaman

ÖrneÄŸin; iki sporcu penç-press de aynı ağırlığı biri 5 saniyede, diÄŸeri 8 saniyede iki kere kaldırmış olsun. 5 saniyede 2 kere kaldıran sporcu diÄŸerine göre daha güçlüdür.



Kas Dayanıklılığı



Birçok sportif eylemler kasların bir hareketi maksimal ya da maksimale yakın düzeyde tekrar edebilme yeteneÄŸine baÄŸlıdır. Dinamik ya da statik kas hareketlerinin geniÅŸ bir zaman dilimine yayılması kas dayanıklılığı olarak tanımlanır. Maksimal 1 tekrarın yüzdesi olarak belirlenir. ÖrneÄŸin, skuat hareketinde maksimal 1 tekrarı 80 kg olan sporcu, %70 yoÄŸunluÄŸundaki bir direnci kaç kez tekrar edebilmektedir. Tekrarların sayısı onun dayanıklılığının belirtisidir. Kas dayanıklılığı, kas kuvvet artışıyla artar. Metabolik ve dolaşım ÅŸablonundaki deÄŸiÅŸiklikler kas dayanıklılığını etkiler.



Kas YorgunluÄŸu



Kas yoÄŸunluÄŸu hipotezi, klasik olarak, yeterli oranda ATP üretmek için enerji süreçlerinin zayıflamasından kaynaklanmaktadır. Enerji süreçlerinin gücünü (aerobik antrenman) ya da kapasitesini (karbonhidrat yüklenmesi, kreatin desteÄŸi, glikoz desteÄŸi) artıran aracılar sayesinde performans iyileÅŸir ya da yorgunluÄŸun baÅŸlaması gecikir. Benzer ÅŸekilde enerji süreçlerini engelleyen faktörlerin (kas glikojen açığı, hücre içi asidoz, hipoksik ÅŸartlar ya da azalmış kas kan akımı) performans üzerine negatif etkileri vardır.Aşırı egzersiz esnasında, pratik olarak kasta ATP deÄŸiÅŸmez kaldıkça yorgunluÄŸa enerji yetersizliÄŸinin neden olmasının olası olmadığı iddia edilmiÅŸtir. Enerji yetersizliÄŸi ve yorgunluk arasındaki baÄŸ, saniyedeki ATP azalışından ziyade ATP hidroliz ürünlerinde (ADP, AMP, Pi) artış ile iliÅŸkili olabilir. ATP deki küçük bir azalma ADP ve AMP'de nispeten büyük bir artışa neden olur, çünkü bunların konsantrasyonlan cok düÅŸüktür. DeÄŸiÅŸik koÅŸullarda, kas yorgunluÄŸu adenin nükleotid katabolizmasının inozin mono fosfat (IMP) ve amonyaÄŸa artışı ile uyumludur ve bu, birçok koÅŸulda, enerji yetersizliÄŸinden dolayı kas yorgunluÄŸuna neden olunduÄŸu hipotezini destekler.



Kas Hipertrofisi ve Atrofisi



Hemen hemen bütün kas hipertrofileri kas liflerindeki aktin ve miyozin flamentlerinin sayısındaki artıştan kaynaklanır, buna baÄŸlı olarak kas lifi geniÅŸler ki buna lif hipertrofisi denir. Bu olay genellikle kasın maksimal veya maksimale yakın kasılmasına yanıt olarak meydana gelir. Kasılma iÅŸlemi esnasında kasın eÅŸzamanlı olarak gerilmesi de hipertrofi oluÅŸturur. Maksimal hipertrofi olabilmesi için 6-10 hafta her gün sadece birkaç tane maksimalin %75i direnç ile çalışmak yeterlidir.

Güçlü kasılmaların hangi yolla hipertrofiye neden olduÄŸu bilinmemektedir. Ancak hipertrofi geliÅŸirken kasın kontraktil proteinlerinin sentez hızının yıkılma hızlarından daha fazla olduÄŸu bilinmektedir. Böylece miyofibrillerde hem aktin hem de miyozin flamentlerinin sayısı giderek artar. Kas liflerinde miyofibriller bölünerek yeni miyofibriller oluÅŸtururlar. Dolayısıyla kas liflerinde hipertrofiye neden olan baÅŸlıca etken miyofibril sayısındaki bu artıştır. Miyofibrillerin sayısındaki artışla birlikte enerji saÄŸlayan enzim sistemleri de artar. Bu artış özellikle glikoliz enzimleri için geçerlidir.

Kas uzun süre kullanılmadığı zaman kontraktil proteinlerin ve miyofibrillerin yıkılma hızı, yenilenme hızından daha fazladır. Dolayısıyla kas atrofisi meydana gelir.



İskelet Kasının Antrenmana Uyumu



Ä°skelet kas hücreleri, metabolik taleplerdeki deÄŸiÅŸikliklere olaÄŸan üstü uyum saÄŸlama kapasitesine sahiptir. Farklı antrenman yöntemleri kasın metabolik enzim içeriÄŸini, onun hormonlara duyarlılığını ve kasılma flamentlerinin bileÅŸimini etkiler. DiÄŸer adaptasyonlar, membran taşıma süreçlerini ve kas kapiller ağını etkiler.



Yapısal Uyum




  • Kapiller sayısı ve kan akımı artar


  • Mitokondri boyutu artar


  • Kas miyoglobin içeriÄŸi artar



Metabolik Uyum




  • Glikoz Taşınması artar


  • Glikojen depoları artar


  • Glikolitik enzim üzerine etkileri


  • Kas içi trigliserid konsantrasyonu.



DOLAÅžIM SÄ°STEMÄ°



 



Tanımlar



Sistol. Kalp odacıklarının kasılma dönemidir. Atriyumların (kulakçık) kasılması ile kan karıcıklara, ventriküllerin (karıncık) kasılması ile kan akciÄŸerlere ve tüm vücuda gönderilir.

Diyastol. Atriyum ve venriküllerin gevÅŸeme dönemidir, bu sürede kan ile dolarlar.

Kardiyak Frekans. Kalp atım hızıdır (nabız-kalp atım sayısı;KAS), bir dakika olarak değerlendirilir. Bir yaşında 120/130, normal bireylerde 70-75 arasındadır.

Atım Hacmi. Bir sistolde aorta ve akciÄŸerlere gönderilen kan miktarıdır. Üst düzey dayanıklılık sporcusunda 110-120 ml, sporcu olmayanlarda 70 ml kadardır.

Kardiyak Debi (Kardiyak Output). Bir dakikada kalpten çıkan kan miktarıdır, 5-6 litredir. Kardiyak frekans ile atım hacminin çarpımıma eÅŸittir.

TaÅŸikardi. Kalp hızının artışını anlamına gelir, genellikle dakikada 100 atımdan daha büyük hızları tanımlar.

Bradikardi. Kalp hızının yavaÅŸlaması anlamına gelir, genellikle dakikada 60 atımdan daha düÅŸük hızları tanımlar.



Organizma, yaÅŸamını sürdürebilmek için, hücrelerinin her biri sürekli olarak besin maddeleri ve oksijen desteÄŸi almak, aynı zamanda hücreler tarafından üretilen karbondioksit ve diÄŸer metabolizma atıklarını toplamak ve uzaklaÅŸtırmak zorundadır. Bu çifte görev dolaşım apareyi (kalp-damarlar) tarafından gerçekleÅŸtirilir.



Dolaşım sistemi, kalp ve içerisinde kanın dolaÅŸtığı çok geniÅŸ bir damar ağından oluÅŸur. Kan daima aynı yönü takip eder; kalptan arterler ile ayrılır, kılcal damarlardan geçer, venler ile tekrar kalbe döner. Ä°ki tür dolaşım vardır;



Küçük dolaşım (akciÄŸer dolaşımı). Kan saÄŸ kalpten akciÄŸer atar damarı ile çıkar, akciÄŸerlerde yenilenir (oksijen tutar) ve 4 akciÄŸer veni ile sol kalbe döner.

Büyük dolaşım (sistemik dolaşım). Kan sol kalpten aort atar damarı ile ayrılır, tüm vücuttaki görevlerini gerçekleÅŸtirdikten sonra, alt ve üst ana toplar damarlar ile saÄŸ kalbe geri döner.




  • Büyük dolaşımın 3 önemli görevi vardır


  • Sindirim sistemine gider, kalbe döner; beslenme görevi,


  • Böbrekleri besler, kalbe döner; boÅŸaltım görevi,


  • Gövde ve bacakları besler



Dolaşım Apareyi



Kalp



Ä°çi oyuk bir kas yapıya sahiptir, çizgili kas özelliÄŸindeki bu kas yapı miyokard olarak adlandırılır. Ä°ki akciÄŸerin arasında, hemen hemen göÄŸüs boÅŸluÄŸunun ortasında yer alır. Bir armut ÅŸeklinde, tepesi aÅŸağıda tabanı yukarıda, yaklaşık 13 cm boyunda 8 cm geniÅŸliÄŸindedir. YetiÅŸkin insanda ortalama ağırlığı 250-300 gram kadardır.

Kalp birbiriyle kan alışveriÅŸi olmayan iki bölmeye ayrılır; saÄŸ kalp, sol kalp. SaÄŸ ve sol kalp bir üst bir alt olmak üzere ikiÅŸer boÅŸluÄŸa ayrılır. Üst boÅŸluklar “atriyum-kulakçık” alt boÅŸluklar “ventrikül-karıncık” olarak adlandırılırlar. Kulakçık ve karıncıklar kalp kapakları ile birbirlerinden ayrılır. SaÄŸ atriyuma alt ve üst ana toplardamarlar, sol atriyuma 4 akciÄŸer   veni ile açılır.



Kalbin Ä°ÅŸlevi



Kalp iÅŸlevini kasılma "sistol" gevÅŸeme "diyastol" dönemleri ile gerçekleÅŸtirir. Atriyumlar ve ventriküller aynı anda kasılır ve gevÅŸerler. Ventriküller, atriyumlardan 1/10 saniye sonra kasılırlar, bu sürede ventriküller atriyumlardan gelen kan ile dolar. Bu olay sürekli olarak tekrarlanır.



Egzersiz ve Dolaşım Sistemi



Egzersiz esnasında, dolaşım sisteminin görevi, aktif dokulara gerekli kanı temin etmektir. Bu sayede doku ve kas ihtiyacı olan oksijen ve diÄŸer besin maddelerini aldığı gibi, metabolik faaliyetler sonucu ortaya çıkan artık maddelerinin de atılmasını saÄŸlar. Uzun süren egzersizlerde ise dolaşım sisteminin ikinci bir görevi de, vücut ısısını normalde tutmaktır. Dolaşım sisteminin kontrolü otonom sinir sisteminin bölümü olan sempatik sinir sistemi tarafından yapılır.

Egzersizde, akciÄŸerler ile hücreler arasında gazların taşınması yoÄŸunlaşır. Kan ve dolaşım apareyi (kalp-damarlar) bu adaptasyona katılırlar. Egzersize dolaşım sisteminin uyumu yaÅŸ, cins, vücut postürü, ÅŸahsın kondisyon düzeyi gibi faktörlere baÄŸlıdır.

Normal koÅŸullarda, istirahat halinde kalbin dakikada perifere gönderdiÄŸi kan 5-6 litredir (kardiyak output). Egzersize baÅŸlandığı zaman, kalbin dakika volümü ihtiyaca cevap verecek ÅŸekilde artar ve dokulara dağılım, çalışan dokulara daha fazla, çalışmayan dokulara daha az olmak üzere orantılı olarak deÄŸiÅŸir. Yani, kalbin tüm organizmaya bir dakikada gönderdiÄŸi total kan miktarı ve bunun dokulara dağılımı dokuların ihtiyaçlarına göre fizyolojik bir uyum gösterir. Ä°stirahatta iskelet kaslarına giden kan, kalbin dakika volümünün % 15-20 sini oluÅŸturduÄŸu halde, egzersizde bu oran % 85-90 civarına kadar yükselir. Karın içi organlara giden kan miktarında azalma olur, fakat beyine giden kan miktarı deÄŸiÅŸmez. Antrenmansız kiÅŸilerde uyum, kalp atım hızının artışı ile, antrenmanlı kiÅŸilerde ise debinin artması ile gerçekleÅŸir.

Görünen deÄŸiÅŸiklikler; kalp atım hızının artışı ile atım volümü artar. Maksimal yüklenmede kalp atım hızı dengelenmez.



Kas Kan Akımı



Ä°stirahatta, iskelet kasında kas kan akımı düÅŸüktür (3-6 ml/100 g/dak). Kas maksimumu geriminin %10’undan daha fazla kasılır ise içinde yer alan damarları baskılar. Kas maksimum geriminden %70 fazla gerilirse kan akımı tamamen durur. Bununla beraber kasılmalar arasında kan akımı o kadar büyük miktarda akar ki ritmik olarak kasılan bir kasta birim zaman içinde kan akımı 30 kat kadar yükselir. Bazen kan akımı egzersiz baÅŸlarken ve hatta egzersiz baÅŸlamadan önce artar, ilk artış muhtemelen sinirsel bir yanıttır. Sempatik vazodilatör sistemdeki uyarılar olaya katılıyor olabilir.

Egzersiz yapan kaslarda yüksek kan akımını sürdüren yerel mekanizmalar arasında, doku PO2sinde  (parsiyel oksijen basıncı) bir düÅŸme, doku PCO2 (parsiyel karbondioksit basıncı)’ sinde bir artış, K+ ve diÄŸer vazodilatör metabolitlerin birikimi bulunmaktadır.

Aktif kasta sıcaklık yükselir ve bu olay damarları daha da geniÅŸletir. Arteriyollerin ve prekapiller sfinkterlerin gevÅŸemesi açık kapiller sayısında 10 – 100 kat bir artış yapar. Kan ve aktif hücreler arasındaki ortalama mesafe (O2 ve metabolik ürünlerin difüze olma zorunda oldukları mesafe) böylece büyük ölçüde azalır. Damarların geniÅŸlemesi vasküler yatağın enine kesit yüzünü arttırır ve dolayısıyla akış hızı azalır. Kapiller basınç kapillerin tüm uzunluÄŸu boyunca onkotik basıncı aşıncaya kadar yükselir. Dokular arası alana sıvı geçiÅŸi son derece artar.

Kan akımında görülen büyük bir artış yanında, her kasılma iÅŸlemi bu akımı azaltmaktadır. Bundan iki sonuç çıkar: (1) kasılma olayı kasın bizzat kendisinde kan akımının azalmasına neden olur, çünkü kasılmış kas, kas içi kan damarlarına basınç yapar. Böylece kuvvetli tonik kasılmalar kasta yorgunluÄŸun hızla geliÅŸmesine neden olur. Zira sürekli kasılmalar esnasında O2 ve besin maddelerinin saÄŸlanması yetersiz kalmaktadır. (2) egzersiz sırasında kaslara kan akımı belirgin ÅŸekilde artabilir. AÅŸağıdaki karşılaÅŸtırma antrenmanlı bir sporcu da maksimum artışı göstermektedir.

Dinlenme esnasında   kan akımı: 3.6ml/100 gr kas/dakika

Maksimal egzersiz esnasında kan akımı: 90.0ml/100 gr kas/dakika



Kan Basıncı



Egzersiz esnasında arteriyel kan basıncı ne durumdadır? Her zamanki gibi, ortalama arteriyel basınç; kalp debisi ve total periferik direncin çarpımına eÅŸittir. Kalp debisi total periferik direnç azalışından biraz daha fazla artmaya meyillidir. Böylece ortalama arteriyel basınç genellikle hafifçe artar.

Egzersiz sırasındaki kalp debisi artışına, kalbin daha fazla olan sempatik aktivitesi ve azalan parasempatik aktivitesine neden olur. Kalp hızındaki artış genellikle atım hacminden daha fazladır. Diyastol sonu ventriküler hacim deÄŸiÅŸmeksizin, atım hacmi artmaktadır. Buna göre, bu durumda artan atım hacmi Starling kanununa baÄŸlanamaz, fakat tamamen, kalbin sempatik sinirlere uyarılan kontraktilite artışına baÄŸlıdır.

Egzersizde ortaya çıkan kalp debisi artışından, kalbin güçlenmiÅŸ sempatik aktivitesinin sorunlu olduÄŸu düÅŸünülmektedir. Gerçekte kalp debisi, eÄŸer venöz dönüÅŸ aynı anda aynı derecede kolaylaÅŸtırılırsa, yüksek düzeye çıkabilmektedir. DiÄŸer bir deyiÅŸle, yüksek kalp hızı nedeniyle kısalan dolma zamanı, diyastol sonu hacmi ve atım hacmi azaltacaktır (Starling kanunu). Buna dayanarak, egzersiz sırasında venöz dönüÅŸü güçlendiren faktörler oldukça önemlidir. Bunlar;




  • Ä°skelet kası pompa aktivitesinin artması


  • Ä°nspirasyonun derinliÄŸinde ve sıklığında artış


  • Venöz tonusta sempatiklerin aracılık ettiÄŸi artış


  • GeniÅŸlemiÅŸ iskelet kası arteriyollerinden kanın arterlerden venlere doÄŸru daha kolay akması



Ağır egzersiz sırasında, hafif egzersizin aksine bu 4 faktör o kadar güçlü olabilir ki, venöz dönüÅŸ ventrikül diyastol sonu hacminde bir artışa neden olmaya yetecek kadar artar. Bu ÅŸartlar altında, atım hacmi, kontraktilite artışının neden olduÄŸundan daha da yüksek bir dereceye ulaşır.

Egzersize verilen sistemik kardiovasküler yanıt kas kasılmalarının temel olarak izometrik mi yoksa bir dış iÅŸ gerçekleÅŸtirecek ÅŸekilde izotonik mi olduÄŸuna bağımlıdır. Ä°zometrik kas kasılmasının baÅŸlamasıyla kalp hızı artar. Artmış kardiyak sempatik sinir deÅŸarjının da bir kısım rolünün bulunmasına karşın kalp hızındaki bu artış büyük ölçüde azalmış vagal tonusa baÄŸlıdır. Ä°zometrik bir kas kasılmasının baÅŸlamasını izleyen birkaç saniye içinde sistolik ve diyastolik kan basınçları keskin bir ÅŸekilde yükselir. Atım hacmi nispeten daha az deÄŸiÅŸir ve sürekli kasılmakta olan kaslara giden kan akışı bunların kan damarları üzerine bası yapıyor olmasından dolayı azalır.

Ä°zotonik kas kasılmasını içeren egzersize yanıt, kalp hızında ani bir artış olması yönünden yukarıda anlatılan duruma benzer, fakat bundan farklı olarak bu tabloda atım hacminde de belirgin bir artış vardır. Buna ek olarak egzersiz yapan kaslardaki vazodilatasyona baÄŸlı olarak total periferik dirençte net bir düÅŸme görülür. Sonuç olarak sistolik kan basıncı orta derecede artarken diyastolik basınç genellikle deÄŸiÅŸmez veya azalır.

Ä°zometrik ve izotonik egzersizlere verilen yanıtlar arasındaki fark aktif kasların izometrik egzersiz esnasında tonik olarak kasılmaları ve sonuç olarak total periferik direncin artmasına katkıda bulunmaları gerçeÄŸiyle kısmen açıklanır.

Kalp debisi izotonik egzersiz esnasında 35 l/dk aÅŸan deÄŸerlere yükselebilir ve bu artış miktarı O2 tüketimindeki artışla orantılıdır. Bu artış kalp hızı ve atım hacmindeki artışa baÄŸlı olup kalp kası daha güçlü kasılarak ventriküllerdeki sistol sonu kan hacminin daha büyük bir bölümünü fırlatır.

Egzersiz sırasında ulaşılabilecek kalp hızı yaÅŸa baÄŸlı olarak geliÅŸir. Çocuklarda bu hız dakikada 200 veya üzeri atıma yükselirken eriÅŸkinlerde ender olarak dakikada 195 atımı aÅŸar ve yaÅŸlı kiÅŸilerde bu artış daha da azalır.



Ani yüklenme altında sistolik kan basıncı artması beklenen bir uyumdur, çünkü yüklenme ÅŸiddeti arttıkça kalp debisi artacaktır ve sistolik kan basıncı artacaktır.

Ä°stirahatte kan basıncı 120-80 mm/Hg civarındadır, egzersizde, ÅŸiddete baÄŸlı olarak sistolik basınç artar, diyastolik basınç ya çok az artar ya da deÄŸiÅŸmez.



Debi (Vm)=Atım volümü(V) x Atım sayısı (n), olduÄŸundan egzersizde kalbin dakika volümünün artması, hem atım volümünün artması hem de kalbin bir dakikadaki vurum sayısının artması ile gerçekleÅŸir. Bu iki faktör kalbin dakika volümüne etki eder.



Ä°stirahat nabzı yaÅŸ ile giderek azalır. Ä°stirahatte bir dakikada 5 lt. kan dolaşımda bulunur. YoÄŸun egzersizde 25-30 litreye kadar çıkabilir.




  • Normal bir kalp atım hızında da ventriküllerin dolması 0.55” de gerçekleÅŸir,.


  • Kalp atım hızının 195’in üzerine çıkması halinde, diyastol için süre yetersiz kalır (bu süre 0.12” nin altına düÅŸemez, aksi halde kalp kan ile dolamaz). Ventrikül ne kadar doluysa, ventrikül gerimi ve kasılması o kadar fazla olur ve perifere o kadar fazla kan gönderilir.


  • Kalp Debisi, Atım Hacmi ve Kalp Atım Hızı (KAH)



Dayanıklılık sporcularında KAH azalır ve atım hacmi artar, böylece kalp debisi korunur. Antrenmanla, kalp debisi artış gösterir, KAH artmadığına göre, bu deÄŸiÅŸim atım hacminin artışıyla açıklanır.

Kalp debisinin dinlenme düzeyi olan 5,5 litre / dakikadan, maraton koÅŸucusundaki gibi, dakikada 30 litreye çıkması sırasında, kalp atım hacmi ile, kalp hızındaki deÄŸiÅŸikliklerin yaklaşık deÄŸerleri aÅŸağıdadır.



 










































 




Atım Sayısı / Dakika




Atım Hacmi




Dinlenmede




 




 




Sedanter




75




70




Maratoncu




50




105




Maksimal Egzersizde




 




 




Sedanter




195




110




Maratoncu




180




162






Atım hacmi, 105 ml den 162 ml’ ye çıkarken % 50 artar. Kalp hızı dakikada 50 den 180’ e yükselirken ise % 250 bir artış vardır. Böylece ağır bir egzersiz esnasında kalp debisinin artmasında kalp hızındaki artışın, atım hacmindeki yükselmeden çok daha büyük oranda rol oynadığı görülmektedir. Kalp debisi, maksimumun yarısına ulaÅŸtığı zaman, vurum hacmi kendi maksimum deÄŸerini kazanır. Kalp debisinin bundan sonraki yükselmesi kalp hızındaki artışına baÄŸlıdır.

Dolaşım sisteminin egzersize uyumu, akut ve kronik olmak üzere iki ÅŸekilde olur. Akut uyum, spor yapmayan herhangi bir kimsenin egzersiz esnasında, dolaşım sisteminin gösterdiÄŸi uyumdur. Kronik uyum ise, sportif antrenman yapan bir kimsede, istirahatte ve efor esnasında, dolaşım sisteminin gösterdiÄŸi uyum ve dolaşım sisteminin kazandığı özelliklerdir.



Kaynak:Spor Fizyolojisi - Dr.Hilmi KARATOSUN



 



 



 


Bu haber toplam 3189 defa okundu
YAZARLAR

PageRank Checker GÜREŞ HABERLERİNİN MERKEZİNDESİNİZ REKLAM VE TANITIMLARINIZ İÇİN İLETİŞİME GEÇİN TÜRKİYE CANIM FEDA