2015 FAALİYET PROGRAMI
2013 YILIN ENLERİ
LİSANS İŞLEMLERİNDE
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

HEDEF ALTIN OLUNCA!

Hedef ALTIN olunca doping de olur kavga da
03.09.2013 / 00:00


Hedef ALTIN olunca

doping de olur kavga da

En iyi savuranlar, en iyi tutanlar, en iyi vuranlar, en iyi künde atanlar, el üstünde oldukça, en merhametliler, insanlık için en fazla çalışanlar, en bilgililer, gönüller yapmağa çalışanlar unutuldukça, enayi diye görüldükçe Kırkpınar’da doping ve kavga eksik olmayacaktır.

Yağlı güreş, yine doping skandalıyla çalkalandı. Yiğitliğin, mertliğin, erliğin temsil edildiği, Hak için canını ortaya koyan alp erenlerin, gazi dervişlerin hatırasının yaşatıldığı Kırkpınar ermeydanı, şan, şöhret, para için her türlü rezaletin işlendiği doping ve kavganın yapıldığı meydan oldu.

Ne kadar talihsiz bir durum ki doping skandalı efsanevi şampiyon Ahmet Taşçı ile başladı, iş milletlerarası mahkemelere kadar düştü. Taşçı, kendini aklamak için inanılmaz bir mücadele verdi.

Derece yapmayanları saymıyorum. Savaş Yıldırım’ın Kırkpınar Başpehlivan birinciliği elinden alındı.

Ve şimdi de efsane olma yolunda ilerleyen Ali Gürbüz. İki numunesi pozitif çıkmış. Sebep şu veya bu… Gürbüz’ün Kırkpınar öncesi “İzmit güreşlerine doping kontrolü nedeniyle katılmadı.” söylentisi onu sevenleri üzmüştü.

2012’de doping kontrolü yapılmaması da söylentilere yol açmıştı.

Maksat, hedef, para, altın, şöhret olunca, yiğitlik, mertlik, kalmıyor. Paraya, altına, şöhrete ulaşmak için her yol mubah sayılıyor.

Altın, para ve şöhret... Akılları baştan alıyor, yiğitlikti, mertlikti, gelenekti, alperenler hatırasıdır dinlemiyor, hepsini unutturuyor.

Oldum olası, kıymetin, değerin altın ile para ölçülmesine karşıyım.

Spor yarışmalarında altın, gümüş ve bronz madalyalar, ödüller kime verilir?

En iyi koşana, en iyi atana, en iyi vurana, en iyi halkalara, deliklere yollayana, en iyi rakibinin sırtını yere getirene, en iyi yumruk vurana...

Bütün bunlar nedir? İnsanın fiziki, maddi tarafının geliştirilmesi, sonra yarıştırılmasıdır.

Peki, en iyi atanların, en iyi tutanların, en iyi vuranların, en hızlı koşanların, en yükseğe zıplayanların, en iyi künde atanların insani değerlere, yaşanılır bir dünyaya katkısı nedir?

Niçin en iyi atanlar, en iyi tutanlar, en iyi vuranlar için yarışmalar düzenlenir, dereceye girenlere, altın, gümüş ve bronz madalyalar, çeşitli ödüller verilir?

Sporun bin bir branşında, ülkeler, kıtalar arasında yapılan yarışmaların, yarışmalarda dereceye girerek kahraman olanların insanlığa verdiği nedir?

Barış, iyilik, merhamet, hoşgörü, adalet mi?

Yoksa, kısa yoldan köşeyi dönme, altınlara kavuşma ve şöhret hırsı mı?

Altınlara, başarıya kavuşmak için her yolu mubah görme mi?

Altınlar, başarılar, madalyalar, dünyada, dökülen kanı, gözyaşını azalttı mı?

Biz yalnızca soruyoruz?

En iyi savuranlar, en iyi tutanlar, en iyi vuranlar, en iyi künde atanlar, el üstünde oldukça, en merhametliler, insanlık için en fazla çalışanlar, en bilgililer, gönüller yapmağa çalışanlar unutuldukça, Kırkpınar’da doping ve kavga eksik olmayacaktır.

Kuvvet, mal, mülk, makam, güzellik, bilgi, ustalık ve bunların vasıtasıyla ulaşılan galibiyet yükü çok ağırdır. Ateştir, düştüğü yeri yakar. Aklı giderir, vicdanı örter, gönlü öldürür ve insanı nefsinin oyuncağı, esiri yapar.

Ateş ancak su ile söner, üfleyerek değil.

Bunlara sahip olmak öyle tehlikelidir ki, nice benim diyen yiğitler, alimler, nefislerinin oyuncağı olmuş, göklerin en bilgililerinden olan iblis şeytanlığa düşmüştür.

İşte Kırkpınar geleneği bunun için doğmuştur...

Yeryüzünün; nefis, şeytan ve çevre ile yapılan güreşin Er Meydanı olduğunu haykırmak, kuvvet, mal, makam, güzellik, bilgi ve ustalığın hak değil, vazife getirdiğini akla ve gönle nakşetmek için...

Ecdadımız, başarı ile muvaffakiyeti birbirinden ayırmış, başarıyı değil, muvaffakiyeti teşvik etmiştir.

Başarı, başa ermek, baş olmak, ben en büyük, ben en zengin demek için gücü, malı, mülkü istemektir.

Muvaffakiyet ise, bir işi en iyi şekilde yapmayı, malı, mülkü, makamı, Hak, hakikat, ebedi güzellikler için istemek, sahip olunan nimetlerin hesabını vereceğini bilmek, nimet çoğaldıkça boyun bükmektir.

İşte bunun için peşrev çıkarırken pehlivanlar, toprağı öperler, “Topraktan geldin yine toprak olacaksın. Sahip olduğun nimetlerin hesabını vereceksin. Dünyanın en ağır yükü; galibiyet, kuvvet, mal, mülk yüküdür. Nice benim diyenler bu yükün altında ezilmiştir. Buğday başağı gibi ol, nimet, güç artıkça boynun bükülsün, bunların hesabını nasıl veririm endişesiyle “ manasını hatırlarlar.

Bugün yaptığı üç kuruşluk hayrı, davul zurna, medya ile duyuranlar, dün kimse görmeden sadaka taşına para bırakanlar... Bir tarafta galip gelince çıldırmış gibi bağırıp koşanlar, galip gelmek için rüşvet, kavga dahil her şeye başvuranlar, diğer tarafta galip gelince, boynunu büküp mahcup bir şekilde meydandan ayrılanlar...

Evet, itibar, atlayana, zıplayana, topa iyi vuran, iyi künde atana oldukça, iyiler, mertler aptal diye kabul edildikçe doping skandalları eksik olmayacaktır.

Bu yazi toplam 848 defa okundu
Yazarın Diğer Yazıları
YAZARLAR

PageRank Checker GÜREŞ HABERLERİNİN MERKEZİNDESİNİZ REKLAM VE TANITIMLARINIZ İÇİN İLETİŞİME GEÇİN TÜRKİYE CANIM FEDA